patra Akdağ

Ben Kimim

1991 yılında İzmir’de doğdum. Bir kız çocuğu annesiyim. 
İnsan davranışlarını anlama merakım beni ilk olarak hukuk fakültesine taşıdı. 2010 yılında Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans eğitimime başladım. Ancak suç ve cezalardan çok, bireyleri suça yönelten psikolojik, çevresel ve sosyolojik etkenler ilgimi çekmeye başladığında yolumun başka bir alana çıktığını fark ettim. 

Bu farkındalıkla üçüncü sınıfta bölüm değiştirerek Dokuz Eylül Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümüne geçiş yaptım. Bu karar, mesleki yolculuğumda attığım en önemli adımlardan biri oldu. 

Öğrencilik yıllarım boyunca sahada aktif olmayı ve deneyim kazanmayı önemsedim. Herkes İçin Ruh Sağlığı Derneği’nin Koruyucu Ruh Sağlığı Projesi kapsamında eğitimci eğitimi alarak İzmir’in farklı ilçelerinde aile eğitimleri verdim. 
Üniversitenin son yılında ise çocuk ve hasta bakıcılarının istihdamını sağlayan bir insan kaynakları firmasında, bakıcılara yönelik iletişim becerileri ve temel psikoloji eğitimleri verdim. 

Ayrıca özel bir psikolojik danışmanlık merkezinde, “Kurum Çatısı Altındaki Tüm Bireylerin Ruh Sağlığını Destekleme” programında staj yaparak mezun oldum. Bu deneyimler, mezuniyet sonrasında eğitim kurumlarında öğretmenler, veliler ve yöneticilerle yürüttüğüm psikolojik danışmanlık çalışmalarının temelini oluşturdu. 

Bu süreçte özellikle kaygı ve kaygının kurumlardaki yansımaları, özgüven, ilişki sorunları, tükenmişlik ve ebeveynlik konularında çalışanların psikolojik destek süreçleriyle ilgilendim. 

Lisans eğitimim sonrasında mesleki eğitimler ve süpervizyonlarla kendimi geliştirmeye devam ettim. Danışan koltuğuna oturmadan danışan almanın mümkün olmadığına inanarak, kendi terapi sürecimden geçmeye özellikle önem verdim. 

2019 yılından itibaren yetişkin ve çift terapisi alanında aldığım eğitim ve süpervizyonlarla ağırlıklı olarak bu alanda çalışmaya başladım. Çift ilişkilerinde bağımlılıkla ilişkili sorunların giderek artması, beni bu alanda daha derinleşmeye yöneltti. 

Bağımlılığı bir aile hastalığı olarak ele alıyorum. Destek sürecinin yalnızca madde, alkol ya da kumar kullanımını sonlandırmakla sınırlı olmadığını; kişinin motivasyonlarını ve tetikleyicilerini fark ederek kendi ayakta kalma becerilerini inşa etmesinin esas olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle danışmanlık sürecinde danışanlarımın yalnızca sorundan uzaklaşmasını değil, yeni ve sürdürülebilir bir yaşam düzeni kurabilmesini önemsiyorum. 

Bağımlılık tedavisinin kişiye özgü yaklaşımlar içermesi gerektiğine inanıyorum. Bu doğrultuda danışmanlık için başvuran tüm bireylerle öncelikle psikolojik değerlendirme görüşmesi gerçekleştiriyorum. Bu görüşmede bağımlılık şiddeti, kişisel öykü, bireysel özellikler ve tedavi motivasyonu doğrultusunda kişiye özel bir yol haritası belirliyorum. Ayaktan tedavi sürecinde psikiyatrist ve psikolojik danışman iş birliğini önemsiyor, iki sürecin eş zamanlı ilerlediği bütüncül bir yaklaşımla çalışıyorum. 

Toplumda oldukça yaygın olmasına rağmen yeterince tanınmayan eş bağımlılık konusuna özellikle önem veriyorum. Eş bağımlılığın yalnızca bağımlı yakınlarında görüldüğü düşünülse de, bağımlılığın olmadığı aile yapılarında ve bağımlı bireylerin kendilerinde de farklı düzeylerde görülebileceğini göz önünde bulunduruyorum. Bu nedenle bağımlılık iyileşme sürecinin ardından, bireyin kendisindeki ve yakın ilişkilerindeki eş bağımlı örüntüler üzerinde çalışmayı önemli bir aşama olarak değerlendiriyorum.