Stres Nedir

stres nedirTüm istek ve ihtiyaçlarımızın otomatik olarak karşılandığı bir dünya çok basit ve kolay olurdu. Ancak gerçek hayatta, hem kişisel hem de çevresel birçok engel önümüze çıkar.  Bizim de bu engellerle başa çıkmamız ve hayatın taleplerine uyum sağlamamız gerekir. Başa çıkma kaynaklarımızı ve yeteneklerimizi aşan engeller karşımıza çıktığında, zorlandığımızda, ortaya çıkan psikolojik duruma stres denir. Yani stres insan ve çevresinin etkileşiminden doğan dinamik bir yapıdır. Karşılaştığımız engellere ve stres doğuran etkenlere stresör denir. Stres ile mücadelemize de başa çıkma stratejileri denir.

Alışmamızı ve uyum sağlamamızı gerektiren tüm durumlar, stresör olarak kabul edilebilir. Stres hem olumsuz hem de olumlu olaylardan kaynaklanabilir. Bu sebeple stres; “üniversite sınavına girmek” gibi olumsuz durumlarda ortaya çıktığı gibi “düğün hazırlığı yapmak” gibi olumlu durumlarda da ortaya çıkmaktadır.  Her ne kadar sıkıntı (negatif stres) tipik olarak daha fazla zarar verme potansiyeline sahip olsa da, her iki stres türü de kişinin kaynaklarını ve baş etme becerilerini zorlayabilir.

Stresörlerin Özellikleri

İşten kovulmak ya da yanlış bir evlilik yapmak, anahtarlarımızı kaybetmekten daha streslidir. Peki bu durum neden olur? Aslında hepimiz sezgisel olarak bir stresörün diğerinden daha ciddi olduğunu anlarız. Stresörleri 6 temel özelliğe göre değerlendiririz;

  • Stres etkeninin şiddeti
  • Stresin kronikliği (yani ne kadar sürdüğü)
  • Zamanlaması
  • Yaşamımızı ne kadar doğrudan ve yakından etkilediği
  • Öngörülebilir bir stres olup olmaması
  • Ne kadar kontrol edilebilir olduğu

Sevilen birinin ölümü, boşanma, iş kaybı, ciddi bir hastalık veya olumsuz sosyal alışverişler gibi bir kişinin hayatının daha önemli yönlerini içeren stresörler çoğu insan için oldukça stresli olma eğilimindedir. Ayrıca, taciz ve duygusal ihmalde veya yoksulluk içinde yaşamada olduğu gibi, bir stres etkeni ne kadar uzun süre çalışırsa, etkileri o kadar şiddetli olur. Aynı anda birkaç stresörle karşılaşmak da stresi arttırır. Bir insan işini kaybederse aynı anda da eşinin ciddi bir şekilde hasta olduğunu öğrenirse, stres; bu olayların ayrı ayrı bir süre boyunca meydana gelmesinden daha şiddetli olacaktır. Bir kişi ani bir travmatik duruma daha yakından dahil olduğunda, stres belirtileri de yoğunlaşır. Yakın bir arkadaşın amcasının trafik kazasında yaralandığını öğrenmek, kaza geçirmek kadar stresli değildir. Son olarak da beklenmedik anlarda gerçekleşen stresörler(örneğin, bomba patlaması) de daha büyük stres yaratır. Bu durum hem insanlarda hem hayvanlarda aynı şekilde işlemektedir.

      Çoğumuz, ara sıra özellikle akut (ani ve yoğun) stres dönemleri yaşarız. Kriz terimi, stresli bir durumun bir kişinin veya bir grubun uyum sağlama kapasitelerini aşmakla tehdit ettiği veya aştığı zamanları ifade etmek için kullanılır. Krizler özellikle çok streslidir. Çünkü stresörler o kadar güçlüdür ki, tipik olarak kullandığımız başa çıkma teknikleri işe yaramaz. Stres, krizden şu şekilde ayırt edilebilir: Travmatik bir durum veya kriz, kişinin baş etme yeteneğini aşar, oysa stres, kişiyi her defasında bunaltmaz. Yani kriz aslında çok daha yoğun ve büyük bir stres kaynağıdır.

Stres ve Mental Sağlık İlişkisi

Stres yaşadığımızda hem bedenimizle hem zihnimizle bir bedel öderiz. Fiziksel olarak ödediğimiz bedeller bel ağrıları, migren, diğer baş ağrısı türleri, mide rahatsızlıkları, bağışıklık sistemimizin işlevinin azalması vb. olarak sıralanabilmektedir. Zihinsel olarak bize etkisi ise bazı bozukluklar olarak geri dönebilir. Bu bozukluklar; uyum bozukluğu, akut stres bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğudur.

  • Uyum Bozukluğu

Uyum bozukluğu, klinik olarak önemli davranışsal veya duygusal semptomlarla sonuçlanan yaygın bir stres etkenine (örneğin, boşanma, sevilen birinin ölümü, iş kaybı) verilen psikolojik bir tepkidir. Stres etkeni, üniversiteye gitmek gibi tek bir olay olabilir veya iş başarısızlığı ve evlilik sorunları gibi birden fazla stres etkenini içerebilir. Başa çıkma kaynaklarını aşan şiddetli strese maruz kalan insanlar, uyum bozukluğu yaşayabilirler. Kişi, koşullar göz önüne alındığında beklenenden daha fazla sıkıntı yaşamalı veya her zamanki gibi işlevlerini yerine getirememelidir. Uyum bozukluğunda, stresör sona erdiğinde veya kişi strese uyum sağlamayı öğrendiğinde, kişinin semptomları azalır veya kaybolur.

  • Akut Stres Bozukluğu

Akut stres bozukluğu, travmatik bir olaydan hemen sonra ortaya çıkabilen mental bir sorunudur. Travmatik bir olay yaşadıktan kısa bir süre sonra belirtiler ortaya çıkar. En az 2 gün bu belirtiler sürer. Bu durumlarda kullanılan bir tanı kategorisidir. Akut stres bozukluğu fark edilemez veya semptomlar kontrol altına alınmazsa travma sonrası stres bozukluğuna (TSSB) yol açabilir. 

  • Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Travmatik yaşam olaylarında; güvenlik duygusunun, kimliğin ve geleceğin, yaşam üzerindeki kontrolün, umudun, kişisel gücün, arkadaşların, evin, ailenin kaybı söz konusudur. Travma sonrası stres bozukluğu ise; korkunç, dehşete düşüren bir olay yaşamak ya da buna şahit olmakla tetiklenen zihinsel bir sorundur. Semptomları; geçmişe dönüşler, kabuslar, şiddetli kaygı duyguları ve travmatik olaya dair kontro edilemeyen düşüncelerdir. Akut stres bozukluğu 4 haftadan uzun sürerse, travma sonrası stres bozukluğu olarak kabul edilir.

Stres ve stres yönetimiyle ilgili sorun yaşadığınızı düşünüyorsanız psikologlarımızdan online veya yüz yüze terapi ile destek alabilirsiniz. 

Dikkatinizi çekebilecek diğer yazılarımız: