Öfke Kontrolüne Neden Başlayamıyoruz

Öfke yaşamımızı zorlaştıran bir duygu olsa da öfke kontrolüne başlama kararı her zaman kolay olmayabiliyor. Klinik tecrübelerimize göre bizleri öfke kontrolüne başlama konusunda kararsız kılan 5 önemli neden var.

  1. Soruna ilişkin belirsizlik yaşama.

Öfke sorunu yaşayan birçok kişi, öfkelerinin yaşadıkları problemin nedeni mi, yoksa sonucu mu olduğu düşünürler.  Bu konuyla ilgili basit bir formül de yoktur. Ancak sorunu belirleyememek çözüm için atılan adımları da geciktirir. Öfke sorununa bazen yaşadığımız diğer problemler yol açabilirken bazen de öfke farklı problemleri beraberinde getirir. Bazen de bunu bir bütün olarak yaşabiliriz. Öfkesiz Kliniği bu süreçte gerek öfke sorununa yol açan problemleri gerekse de öfke sonucunda oluşan sorunları bir bütün olarak tedavi ve eğitim sürecinde ele almaktadır.

  1. Problemin Çözülebilirliğine İlişkin Umutsuzluk

Birçok kişi öfkesini kontrol etme konusunda farklı nedenlerden dolayı kararsızlık yaşar. Bunların en başında ‘aile etkisi’ gelir. Birçok danışanımız öfke konusunda anne veya babasını örnek göstererek sorunun genetik bir yönünün olduğu ve çözümün olmayacağını düşünüp umutsuzluk yaşayabiliyor fakat gerçek böyle değildir. Aileniz öfke ifadesi konusunda size model olmuş olabilir. Ancak öfke ifadesi öğrenilmiş bir tepkidir ve farklı ifade şekilleri de öğrenilebilir.

  1. Öfke’den Kendimiz Dışındaki Şeyleri Sorumlu Tutmak

Birçoğumuz yaşadığımız öfkeden sorumsuz eş, anlayışsız patron, ikiyüzlü iş arkadaşı, trafik gibi farklı unsurları sorumlu tutarız. Bu tür olaylar gerçekten rahatsız edici olsa da tepkiler konusunda sorumluluk bizdedir. Eğer, trafikte kalmak öfke nedeni olsaydı, tüm şoförler tepkilerini aynı şekilde gösterirdi. Ancak baktığımızda kimi tepkisini korna çalarak, kimileri bu saatte yola çıktığı için kendisine kızarak, kimileri de beklerken geçen zamanı müzik dinleyerek, uzun zamandır görüşmediği yakınlara telefon açarak geçirebiliyor. Öfke konusunda sorumluluk almamak öfke kontrolünü zorlaştıran en önemli nedenlerden bir tanesidir.

  1. Öfke Kontrolü’nü Yanlış Tanıma

Bir çok kişi öfke kontrolünü, yaşanan rahatsız edici durumlara tepki göstermeme, sineye çekme , hakkını aramama olarak değerlendirse de bu tamamıyla yanlıştır. Öfke kontrolü bilinenin tam aksine bizleri rahatsız edici durumlarda tepkilerimizi doğru ifade etmeye, problemleri etkin şekilde çözebilmeye teşvik eder.

  1. Tedavinin Etkinliğine İlişkin Umutsuzluk

Hemen hemen herkes öfke kontrolü için birkaç klasik yöntem duymuştur. Bu gibi klasik yöntemler kulağa hoş gelse de öfke anında uygulanabilmeleri zordur. Öfke kontrolünü bu şekilde tanımlamak tedaviye ilişkin umutsuzluk yaşamamıza sebep olabilir.  Öfkesiz Kliniği tedavide klasik yöntemlerden farklı  çalışmakta ve tedavi süreci bittikten sonra  da bireylerin öfke kontrolünü sağlayabilecekleri bir plan sunmaktadır.

İlginizi çekebilecek diğer yazılarımız

Öfke kontrolü nedir? Ne Amaçlar?
Öfke Kliniği ve Öfke Kontrolü Programımız

İzmir Psikolog için anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Öfke kontrolü nedir? Ne Amaçlar?

Öfke sıklıkla saldırganlığa dönüşebilen yoğun bir kızgınlık durumudur.  Öfkelendiğimizde kalp atışlarımız hızlanır, güçlü kaslara kan götüren damarlar genişler, adrenalin salgılanır, nefes alış verişlerimiz düzensizleşir, ses tonumuz değişir, bununla birlikte düşünme muhakeme, karar verme gibi zihinsel süreçler sağlıklı işlemez. Dolayısıyla öfke patlamaları sonucunda yaptıklarımızdan, söylediklerimizden suçluluk duyup pişman olma ihtimalimiz çok yüksektir. Öfke patlamaları sık yaşanıyorsa, sebebiyet verdiği durumlarla birlikte bu suçluluk ve pişmanlık duyguları kişiyi depresyona sürükleyebilir.

Öfke patlamaları yaşayan bir çok kişi sıklıkla öfkesini dış olaylara bağlar. Bu cümleyi okuduktan sonra belki de ‘sahiden bizi öfkelendiren dış olaylar değil mi ?’ diye kendi kendinize sormuş olabilirsiniz.  Eğer gerçekten de duygularımızı belirleyen dış olaylar olsaydı herkes aynı durumda aynı duyguyu yaşamaz mıydı? En son yaşadığınız öfke olayını düşünün, aynı olayda en yakın arkadaşlarınız ne düşünürdü? Ne hissederdi? Aynı olayı karşı cinsten bir arkadaşınız yaşasa o ne hissederdi? Peki nasıl oluyor da birimizin öfke yaşadığı durumda bir başkası farklı bir duygu yaşayabiliyor?

Dış olaylar öfke ve diğer duygularımız üzerinde tetikleyici olsa da duygularımız doğrudan dış olaylara bağlı değildir.

İnsan davranışlarınız açıklayan bazı psikoloji teorilerine göre davranışlarımız duygularımız tarafından, duygularımız ise düşüncelerimizden temel alır. Bu teoriye göre bir davranışı değiştirmek için duygularımızı, duygularımızı değiştirmek için ise düşüncelerimizi ve düşünce sistemimizi değiştirmek gerekir.

İnsan zihni kusursuz çalışan bir mekanizma değildir. Düşünme, muhakeme, olayları yorumlama şeklimiz anlık nedenlere bağlı olabileceği gibi, yetiştirilme tarzı, öğrenmeler, geçmiş yaşam deneyimleri, kültür gibi uzun süreli etkenlere göre bağlı olabilir, bunlar bazı gerçekci olmayan düşünceleri tetikleyip gereksiz duygusal bedeller ödemeye zorlayabilirler. Öfke kontrolünde temel amaç bu tip düşünceleri yeniden yapılandırmak ve öfke sorunu yaşayan kişinin de bu konuda müdahale becerisini geliştirmektir.

Dolayısıyla öfke kontrolü, 10’a kadar saymak, olup bitenleri sineye çekmek, haksızlıklara boyun eğmek değildir. Öfke kontrolü aksilikleri tölere edebilmeyi, kendimizi daha iyi ifade edebilmeyi, haklılığımızı bizi haksız duruma düşürmeden korumayı, doğrularımızla değerlerimiz arasında dengeyi kurmayı hedefler.

İlginizi çekebilecek diğer yazılarımız

Öfke Kontrolüne Neden Başlayamıyoruz?

Öfke Kliniği ve Öfke Kontrolü Programımız

İzmir Psikolog için anasayfamızı ziyaret edebilirsiniz.