Yeni Başlayanlar İçin Sosyal Fobi

Sosyal Fobi Nedir?

Sosyal fobi tarih boyunca farklı yönleriyle tanımlanmış olsa da, 1980 yılında özgün bir psikiyatrik tanı olarak sınıflandırılmıştır.
Sosyal fobisi olan kişiler grup içinde yemek yemek, tanımadığı kişilerle sohbet etmek, kendisinden üst pozisyonda kişilerle konuşmak veya topluluk önünde sunum yapmak gibi sosyal ve performans gerektiren durumlarda şiddetli ve sürekli bir kaygı yaşarlar. Bu kaygı çoğu zaman kızarma, titreme, terleme gibi belirtilere sebep olur. Bu belirtiler olumsuz değerlendirilme, komik görülme veya küçük düşme endişeleriyle ilişkili olarak kendini gösterir. Aslında herkes belli bazı durumlarda söz konusu duyguları yaşar ancak sosyal fobide bu durum çok daha yoğun ve süreklidir.

Sosyal Fobi’nin Kimlerde Görülür?

Sosyal fobinin görülme sıklığı normal popülasyon’da %16’ya kadar varabilmektedir. Yaygın görülebilen bir durumdur ve kişinin zayıf olduğu anlamına gelmez. Genellikle ergenlikte başlasada çocukluk yaşlarında belirtiler gözlenebilmektedir. Sosyal fobiye sebep olan etkenler arasında mizaç, aile tutumları ve yetiştirilme şekli (aşırı koruyucu vb), ailede benzer durumun varlığı, travmatik yaşantılar (reddedilme, dalga geçilme, dışlanma vb), farklı psikiyatrik şikayetlerin varlığı gibi etkenler rol oynamaktadır.

Sosyal Fobiye Ne Sebep Olur ?

Kişinin düşünce sistemiyle ilişkili aşağıdaki faktörler sosyal fobiye sebep olan başlıca etmenlerdir.
1. Sosyal fobisi olan kişiler içinde bulundukları durumla ilgili özelliklere odaklanmak yerine bütün dikkatlerini kendilerine odaklarlar (nasıl göründükleri, söylediklerinin ne derece ilgi çekici olduğu vb).
2. Negatif bir şekilde dış görünüşleriyle ilgili noktalara odaklanırlar.
3. Zihinsel durumlarının dışarıdan net bir şekilde dış görünüşlerine yansıdığı ve anlaşıldığını düşünürler.
4. Çevredekilerin negatif reaksiyonlarına odaklanıp, pozitif ve nötr olanları yok sayarlar.
5. Çevredeki negatif reaksiyonları olduğundan daha yoğun/şiddetli algılarlar.
6. Negatif değerlendirmelerden kaçınmak için bir dizi güvenli hissettiren davranışlar geliştirirler (Örn: göz teması kurmamak, aynı ortama girmemek vb)

Sosyal Fobi Tedavisinde Psikoterapi Ne İşe Yarar?

Terapi sürecinin temel amaçları kişinin söz konusu durumlarda yaşadığı kaygı düzeyini azaltmak, kaçınmaları önlemek ve kendini ifade ile ilgili beceriler kazandırmaktır. Gerek klasik bilişsel davranışçı uygulamalar gerekse de ACT terapi uygulamaları sosyal fobi tedavisinde etkili sonuçlar vermektedir.

Beğenebileceğiniz diğer yazılarımız:
Yeni başlayanlar için anksiyete
Yeni başlayanlar için panik atak
Panik ataklar nasıl gelişir
Panik atak ve panik bozukluk arasındaki farklar
Panik atak tedavisi
Yeni başlayanlar için fobi
Obsesif kompülsif bozukluk

Yeni Başlayanlar İçin Panik Atak

Panik Atak Nedir?

Panik atak bir kaç dakikadan bir kaç saate kadar devam edebilen, kişinin şiddetli kaygı, korku, bunaltı hissiyle birlikte sıklıkla ölüm, kalp krizi, aklını yitirme, kötü bir şey olacağı gibi düşüncelere, çarpıntı, terleme, karıncalanma, titreme, mide bulantısı, nefes alamama hissi gibi bedensel belirtilerle kendini gösteren konforsuz bir durumdur.

Panik Atak Hangi Durumlarda Ortaya Çıkar?

Panik ataklar kendiliğinden ortaya çıkabileceği gibi belli bazı özel durumlar da panik atakların ortaya çıkmasını etkileyebilir (örn: kalabalık bir yere girmek, asansörde kalmak vb).

Panik atak bir çok farklı psikiyatrik durumda ortaya çıkabilir. Panik atağın varlığı panik bozukluk tanısı için yeterli değildir. Panik atakların spontane oluşması (belli bir duruma maruz kalmadan), beklenti anksiyetesinin ve kaçınmaların varlığı Panik Bozukluk tanısı için temel kriterlerdir.

Panik Atak Kimlerde Görülür?

Herkes panik atak yaşayabilir, bu zayıflık veya güçsüzlük anlamına gelmez! Panik bozukluğa zemin hazırlayan etkenler arasında kalıtsal, çevresel ve psikolojik etkenler rol oynamaktadır. Panik bozukluğun yaşam boyu görülme sıklığı %3 olarak belirtilmiştir. Ancak klinik gruplarda bu oran net bir şekilde daha yüksek olabilmektedir. Psikiyatrik bir tanısı olanlarda bu oran %10’a çıkmaktadır. Hatta bazı araştırmalar kalp hastalığı yaşamış gruplarda bu oranın % 60 lara kadar çıktığını göstermiştir.

Panik Atak Tedavisi Nasıldır?

Panik atakların tedavisinde ilaç tedavisi ve psikoterapi birlikte veya ayrı ayrı kullanılabilir. Panik bozukluk tedavisinde klinik çalışmalar bilişsel davranışçı psikoterapilerin %75 ila 90 arası iyileşme sağladığını göstermiştir. Psikoterapi dışında anksiyolitik ve antidepresanlarda panik bozukluk tedavisinde etkinliği kanıtlanmış olsada bir çok vakada tedavi sonrası ilaçları bırakmayla birlikte belirtilerin yeniden kendini gösterdiği gözlemlenmiştir. Dolayısıyla kısa vadede her iki tedavi yöntemi etkin, ancak psikoterapi uzun vadede daha faydalı olmaktadır.

Panik Atak İçin İlaçsız Tedavi (Psikoterapi) Nasıl İşler?

Psikoterapi süreci, panik ataklara sebebiyet veren ve bedensel belirtileri tetikleyen yoğun kaygı duygusunun ortaya çıkmasını önlemeyi ve ataklara sebebiyet veren belirtilerin kontrolünü hedeflemektedir. Bunu gerçekleştirebilmek için bireyin kaygıyı tetikleyen düşünceleri, bedensel belirtileri algılayış ve yorumlayış şekli üzerine çalışılmaktadır. Psikoterapi süreci ayrıca panik ataklara eşlik eden kaçınmalar ve beklenti endişelerini aşma üzerine çalışmakta ve oldukça etkili sonuçlar vermektedir.

Beğenebileceğiniz diğer yazılarımız:

Yeni başlayanlar için anksiyete
Panik ataklar nasıl gelişir
Panik atak ve panik bozukluk arasındaki farklar
Panik atak tedavisi
Yeni başlayanlar için fobi
Yeni başlayanlar için sosyal fobi
Obsesif kompülsif bozukluk

Obsesif Kompülsif Bozukluk

Obsesif Kompülsif Bozukluk Nedir?

Obsesif kompülsif bozukluk, bir dizi tekrarlayıcı rahatsız eden düşüncelere sahip olma ve bu düşüncelerin yarattığı gerginlikten kurtaran rahatlatıcı davranışlarla karakterize, temelinde anksiyöz düşüncelerin bulunduğu bir rahatsızlıktır. Kişilerin yaşam kalitelerini ve işlevselliklerini ciddi seviyede etkiler.

Obsesif Kompülsif Bozukluk Kimlerde Görülür?

Obsesif kompülsif bozukluk genel popülasyonda %3 sıklığında görülmektedir.  Herkes obsesif kompülsif bozukluk yaşayabilir ancak genetik faktörler, travmatik yaşam olayları, bazı kişilik özellikleri risk oluşturmaktadır.

Obsesif kompülsif bozukluğu olanların %50-60’ında eşlik eden farklı psikiyatrik tanılar olmaktadır. %28-38 lik kısmında majör depresyon gözlemlenmektedir. Ayrıca %49’unda yaygın anksiyete bozukluğu, fobiler veya panik atak gibi anskiyeteyle ilişkili farklı durumlar gözlemlenmektedir.

Obsesif Kompülsif Bozuklukta Ne Gibi Takıntılar Vardır?

Obsesif kompülsif bozuklukta takıntılı düşünceler bir çok konu üzerine olabilir. En sık karşılaşılanlar arasında temizlik, bulaşma obsesyonu (örn: bir yere dokunduğunda mikrop kapma düşüncesi), bir şeyi yapıp yapmadığına ilişkin tekrarlayıcı şüpheler (kontrol), düzene ilişkin takıntılar, din temelli takıntılar, cinsel temelli takıntılar veya zihinsel ritüellere ilişkin takıntılar görülmektedir.

Bu takıntılı düşüncelerin oluşturduğu gerginlik kompülsif davranışlar aracılığıyla giderilmeye çalışılır (örn: elini yıkama, sürekli kontrol, tövbe etme vb). Bu durum kişinin günlük hayatında öylesine sıkıntı verici şekilde yaşanır ki kişi başka şeylere zaman ayıramaz ve hatta sorumluluklarını yerine getiremez.

Obsesif Kompülsif Bozuklukta Tedavi Nasıldır?

Tedavide ilaç ve psikoterapi etkili olmaktadır. Bunlar birlikte tercih edilebileceği gibi ayrı ayrı olarak da tercih edilebilirler. Ancak psikoterapi kişinin obsesif kompülsif bozukluğa kalıcı olarak kurtulmasında önemli bir rol oynar.  Terapi süreci temel olarak obsesyonlar ve kompülsiyonlarla ilişkili düşünce ve davranış kalıpları üzerinde çalışmakta  ve bunların ortadan kaldırılmasını hedeflemektedir. Kullanılan yöntemler kişiye ve öyküsüne göre farklılık gösterebilmektedir.

Beğenebileceğiniz diğer yazılarımız:

Yeni başlayanlar için anksiyete
Yeni başlayanlar için panik atak
Panik ataklar nasıl gelişir
Panik atak ve panik bozukluk arasındaki farklar
Panik atak tedavisi
Yeni başlayanlar için fobi
Yeni başlayanlar için sosyal fobi

Yeni Başlayanlar İçin Fobi

Fobi ve korku’nun farkı nedir?

Korku doğuştan sahip olduğumuz temel duygulardan birisidir. Hepimiz bir tehlike veya tehdit karşısında korku duygusunu hisseder alarm durumuna geçeriz ve bu doğrultuda tepkiler veririz. Ancak korku duygusu kimi zaman patolojik bir hal alabilir. Normal şartlarda korku yaratmayacak ya da düşük seviyede korku yaratacak durumlar kişide korku hatta panik tepkilerini tetikleyebilir. Yani fobi normal şartlarda korkuya sebep olmayan veya düşük seviyede korku yaratan durumların, nesnelerin veya olayların yoğun korku duygusuna sebep olmasıdır.

Ne gibi fobiler vardır?

Tahmin ettiğinizin ötesinde, çok sayıda fobi vardır. Kedi, köpek, asansör fobisi gibi bilinen fobiler dışında anuptafobi (bekar kalma korkusu), aquafobi (su korkusu), galaktofobi (süt korkusu), hilofobi (orman korkusu) gibi farklı fobiler de vardır.

Fobisi olan kişileri anlamak

Fobisi olan kişiler korkularının kökenlerini hatta bazen sebeplerini açıklamakta zorlanırlar. Bununla birlikte tepkilerini kontrol etmekte zorlanırlar. Yaşadıkları yoğun kaygı bazen bir panik atakla bile sonuçlanabilir. Yaşadıkları duygular size doğru havlayarak koşan bir pitbull karşısında hissettiğiniz duygularla aynıdır.

Fobilere Ne Sebep Olmaktadır?

Genetik etkenler, anskiyöz kişilik veya diğer anskiyete bozuklukları, travmatik yaşantılar gibi tetikleyici bazı unsurlar olabileceği gibi bu gibi faktörler olmadan da fobiler meydana gelebilir. Her 10 kişiden 1’inde fobi görülebilmektedir.

Fobilerde Tedavi Nasıldır?

Fobilerin tedavisinde ilaç ve psikoterapi etkili sonuçlar vermektedir. Psikoterapi uygulamalarında bilişsel davranışçı terapiler fobiler üzerinde başarılıdır. Terapi sürecinin bir kısmı bilişsel yeniden yapılandırma gibi düşüncelerle ilgili kısıma yönelik bir diğer kısım da duyarsızlaştırmaya yönelik davranışçı müdahaleleri içermektedir.

Beğenebileceğiniz diğer yazılarımız:

Yeni başlayanlar için anksiyete
Yeni başlayanlar için panik atak
Panik ataklar nasıl gelişir
Panik atak ve panik bozukluk arasındaki farklar
Panik atak tedavisi
Yeni başlayanlar için sosyal fobi
Obsesif kompülsif bozukluk

Yeni Başlayanlar İçin Anksiyete

Anksiyete Nedir?

Anksiyete, sebepsiz bir kaygıya sıkıntı ve huzursuzluk hislerinin eşlik ettiği bir duygu durumudur. Sağlık, iş, ikili ilişkiler, günlük yaşam olayları gibi farklı yaşam alanlarını kapsayan endişeler söz konusu olabilir ve beraberinde fiziksel belirtiler yaratabilir.
Bu durum kişinin günlük yaşamında bozulmalara yol açabileceği gibi, işlevselliğini bozabilir, uyku ve iştahla ilgili sorunlara sebep olabilir. Ayrıca başta depresyon olmak üzere farklı psikiyatrik durumlara sebep olabilir.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu’nun Sebepleri Nelerdir?

Kişilik özellikleri, yetiştirilme tarzı, genetik faktörler, travmatik yaşam olayları, güncel yaşam koşulları gibi bir çok faktör söz konusu duruma etkili olabilmektedir.
Herkes anksiyeteye sebep olan olaylar yaşayabilir ve bu durum farklı sürelerde kişilerin yaşam kalitelerini etkilyebilir ancak yaygın anskiyete bozukluğu yaşayan kişilerde bu durum hayatlarının geneline yayılmıştır.

Düşünce Sistemi Nasıldır?

Yaygın anksiyete bozukluğunda düşünceler yaşamdaki muhtemel tehlikelere odaklanmıştır. ‘Ya işten çıkarılırsam’, ‘kesin başına kötü bir şey geldi’, ‘Bir hastalık çıkacak’ gibi düşünceler sıklıkla görülür. Kişiler bu tip düşüncelerin önüne geçmeyi sıklıkla başaramazlar.

Tedavide Psikoterapi

Bilişsel davranışçı terapiler tedavide oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Terapi temel olarak kişiyi kaygı konusunda bilinçlendirme, duyguların oluşumunu anlama, kaygıyı azaltma becerileri, bilişsel yeniden yapılandırma ve kaçınmaları önlemeyi amaçlamaktadır

Beğenebileceğiniz diğer yazılarımız:

Yeni başlayanlar için panik atak
Panik ataklar nasıl gelişir
Panik atak ve panik bozukluk arasındaki farklar
Panik atak tedavisi
Yeni başlayanlar için fobi
Yeni başlayanlar için sosyal fobi
Obsesif kompülsif bozukluk

Panik Ataklar Nasıl Gelişir

Panik atak yaşayan kişilerin birçoğu, özellikle de panik atakların ilk zamanlarında yaşadıkları fiziksel belirtilerin şiddetini ve etkisini düşünerek bunun psikolojik bir şey olamayacağını, fark edilemeyen fiziksel bir şeyler olduğu düşüncesine sıklıkla kapılırlar. Bu düşünce hem kaygı seviyesini artırır hem de doğru müdanelere engel olarak panik atakların devam etmesine sebep olur.

Peki, nasıl olurda psikolojik etkenler böylesine şiddetli fiziksel belirtilere sebep olabilirler?  Bu gerçekten de mümkün müdür?

Bir tehlikenin ortasında kaldığımızda vücudumuzun acil durum sistemi (sempatik sinir sistemi) devreye girer. Kan basıncımız yükselirken, adrenalin ve dopamin salgılanımı artar. Kendinizi bir saldırının ortasında düşünün, siz saklanmaya çalışırken saldırganlardan birinin elinde silahı ile size doğru yürüdüğünü fark ettiğinizi hayal edin. Bu esnada kalp atışlarınız, nefes alışverişiniz, vücut sıcaklığınız nasıl olurdu? Bir panik atak yaşadığımızda vücudumuzda gerçek bir tehlikeye maruz kaldığımızda olan şeyler olur. Vücudumuzun acil durumlarda devreye soktuğu tek bir alarm sistemi vardır. Her iki durumda da bir tehlike hissederiz ve sempatik sinir sistemi devreye girer. Böylelikle fiziksel olarak sağlıklı olsak bile, çarpıntı, sıcak basması, titreme, uyuşma, nefes almada güçlük gibi birçok şiddetli fiziksel belirti ortaya çıkabilir.

İnsanlar panik atak yaşadıklarında, sıklıkla vücutlarında fark ettikleri normalde tehlikeli olmayan bir belirtiyi tehlikeli olarak değerlendirip, çok kötü sonuçlarının olacağı düşüncesine kapılırlar. Bu düşünce ‘panik döngüsü’ dediğimiz ve panik atakları oluşturan döngüyü oluşturur. Panik atak terapisinde en önemli adımlardan birisi bu döngüyü kırmaktır.Panik atakların uzun zamandır devam etmesi, başarısız ya da yarım bırakılan tedavi girişimleri bu döngünün kırılmasını zorlaştırabilmektedir.

Panik Döngüsü

Beğenebileceğiniz diğer yazılarımız:

Yeni başlayanlar için anksiyete
Yeni başlayanlar için panik atak
Panik atak ve panik bozukluk arasındaki farklar
Panik atak tedavisi
Yeni başlayanlar için fobi
Yeni başlayanlar için sosyal fobi
Obsesif kompülsif bozukluk

Panik atak ve panik bozukluk arasındaki farklar

Panik atak ve panik bozukluk arasındaki farklardan bahsetmeden önce panik atağı tanımak, hangi belirtilerle geldiğini bilmek önemlidir. Panik atak, bir kaç dakikadan bir kaç saate kadar sürebilen yoğun bir kaygıyla birlikte kendini tehlike içinde hissettiği ve aşağıdaki belirtilerden 4 veya daha fazlasının yaşandığı bir durumdur.

1. Çarpıntı,
2. Terleme.
3. Titreme ya da sarsılma.
4. Soluğun daraldığı ya da boğuluyor gibi olma duyumu.
5. Soluğun tıkandığı duyumu.
6. Göğüs ağrısı ya da göğüste şıkışma.
7. Bulantı ya da karın ağrısı
8. Baş dönmesi, ayakta duramama, sersemlik ya da bayılacak gibi olma duyumu.
9. Titreme, üşüme, ürperme ya da ateş basması duyumu.
10. Uyuşmalar (duyumsuzluk ya da karıncalanma duyumları).
11. Gerçekdışılık (“derealizasyon”, gerçek dışı olma duyumu) ya da kendine yabancılaşma (“depersonalizasyon”, kendinden kopma duyumu).
12. Denetimini yitirme ya da “çıldırma” korkusu.
13. Ölüm korkusu

Panik ataklar, panik bozukluk dahil bir çok farklı durumda yaşanabilmektedir. Bunlar bazen, sosyal fobi, yaygın anskiyete, obsesif kompulsif bozukluk gibi başka psikiyatrik bozuklukla ilişki olabileceği gibi stresli bir dönem veya durum ya da madde kullanımına bağlı olarak da ortaya çıkabilmektedir.

Panik atak ve Panik bozukluk

Halk arasında yeterince iyi tanınmasa da, panik atak bir hastalık değil bir semptom yani bir belirtidir. Hastalık olarak değerlendirilen durum panik bozukluk olarak tanımlanır. Yalnızca panik atakların varlığı panik bozukluk tanısı için yeterli değildir. Panik bozukluk tanısında belli durum ve ortamlara has olmayan ve kendiliğinden gelişen tekrarlayıcı panik atakları, buna yeniden panik atak yaşamaya ilişkin yoğun bir kaygıyı ve atak yaşamamak için belli durumlardan ve ortamlardan kaçınma davranışını görürüz. Panik ataklar, panik bozukluk dışında bir tanı ile ilişkiliyse tedavi planlaması buna göre yapılır.

Panik ataklar panik bozukluk veya farklı bir psikiyatrik bozukluğa bağlı olmadıklarında daha az veya yalnızca birkaç kez görülebilirler. Ancak bu ayrım ve değerlendirme mutlaka bir uzman tarafından yapılmalıdır. Panik ataklarda bu tanısal ayrım, terapi sürecini planlamak, atakların sıklığı doğasını ve nasıl geliştiğini anlamada önemlidir.

Beğenebileceğiniz diğer yazılarımız:

Yeni başlayanlar için anksiyete
Yeni başlayanlar için panik atak
Panik ataklar nasıl gelişir
Panik atak tedavisi
Yeni başlayanlar için fobi
Yeni başlayanlar için sosyal fobi
Obsesif kompülsif bozukluk

Panik atak tedavisi

Panik atak tedavisinde  mevcut yöntemler nelerdir?

Panik atak tedavisi için ilaç tedavisi veya psikoterapi aktif olarak kullanılan yöntemlerdir. Bu iki yöntem ayrı ayrı uygulanabildiği gibi birlikte de uygulanabilmektedir. Yapılan birçok araştırma psikoterapinin anksiyete bozukluklarında (panik atak bu grup altında değerlendirilir.) İlaç tedavisine göre hem daha etkin hem de uzun süreli etki gösterdiğini kanıtlamıştır.

Psikoterapi nedir?

Psikoterapi, psikolojik sıkıntıların bir ruh sağlığı uzmanı ile konuşarak çözümlenmesini hedefleyen müdahale türüdür.  Burada konuşmaktan kasıt bireyin düşünme, karar verme, muhakeme gibi zihinsel süreçlerinin nasıl işlediğini ve yaşadığı sıkıntılara nasıl etki ettiğini değerlendirmek ve çeşitli yöntemlerle buna müdahale etmektir. Psikolojide kullanılan terapi yöntemleri çeşitli olmakla birlikte en başarılı yöntem danışana en uygun olanıdır.

Panik atak ve psikoterapi

Panik atak bireyin normalde tehlikeli olmayan fiziksel veya psikolojik belirtilerin (örn çarpıntı, nefes darlığı, istenmeyen bir düşünce vb.) tehlikeli gibi algılanmasıyla başlayan ve yoğun bir kaygı seviyesi ile birçok fiziksel belirtinin eşlik ettiği bir durumdur. Psikoterapinin amacı panik atak  yaşayan bireyin bu fiziksel ve psikolojik tetikleyicileri algılayış biçimlerini, bu algılayışa sebep olan bilişsel çarpıtma dediğimiz düşünce hataları veya ilişkili olabilecek travmatik anılara müdahale etmektir.

Böylelikle çeşitli yöntemler kullanılarak bireyin bu belirtileri daha doğru anlamlandırması ve bunlara karşı duyarlılığını azaltmak hedeflenir. Bu süreçte kimi zaman gerçek dışı olan bir inanca müdahale edilir, kimi zaman davranışsal müdahalelerle tetikleyiciler yeniden yapılandırılır, kimi zaman da ilişkili travmatik anılar çalışılır. Psikoterapi süreci ayrıca yeniden atak yaşamaya ilişkin yaşanan kaygıyı azaltmayı ve kaçınmaları önleyerek bireyin yaşam kalitesini artırmayı hedefler.

Panik atak terapisi ne kadar sürer?

Psikoterapi danışanın kendi tedavisinde aktif rol aldığı bir süreçtir. Dolayısıyla terapi süresi danışana ve kişilik özelliklerine bağlı olarak değişebilmektedir. Ayrıca sorunun ne zamandan beri devam ettiği, belirtilerin sıklığı ve şiddeti, var olan diğer psikolojik rahatsızlıklar terapi süresinde belirleyici olabilmektedir. Tüm bunlar düşünüldüğünde terapiler 6-12 seans kimi durumlarda daha da uzun sürebilmektedir. Psikoterapi uzun süreli bir proje olsa da sıklıkla ilk görüşmeden itibaren mevcut durum üzerinde düzelmeler ve gelişmeler gösterebilmektedir.

Beğenebileceğiniz diğer yazılarımız:

Yeni başlayanlar için anksiyete
Yeni başlayanlar için panik atak
Panik ataklar nasıl gelişir
Panik atak ve panik bozukluk arasındaki farklar
Yeni başlayanlar için fobi
Yeni başlayanlar için sosyal fobi
Obsesif kompülsif bozukluk